
Battlefield serisi son yıllarda pek çok açıdan kendini toparlamış olsa da, Battlefield 2042’nin çıkışı kelimenin tam anlamıyla bir fiyaskoydu. Oyun; hem aldığı olumsuz eleştirilerle hem de EA’in ticari beklentilerini karşılayamamasıyla, ana Battlefield oyunları arasında “en kötüsü” olarak anılır hâle geldi. Böyle bir enkazın ardından EA, alelacele yeni bir oyun sürüp aynı hataları tekrarlamak yerine, frene basmayı tercih etti. DICE, Motive Studios, Ripple Effect Studios ve Criterion Games’ten oluşan Battlefield Studios ekibi, seriyi yeniden ayağa kaldırmak ve markaya duyulan güveni tazelemek umuduyla Battlefield 6 üzerinde fazladan zaman harcadı. Ve açık konuşalım: Bu risk karşılığını vermiş. Battlefield 6’nın çok oyunculu modu ve hikâye odaklı senaryosuyla geçirdiğimiz zamanın ardından rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Battlefield sahalara geri döndü — hem de hiç olmadığı kadar güçlü, özgüvenli ve ne yaptığını bilen bir şekilde.
Multiplayer
Battlefield 6’nın çok oyunculu modu, tam anlamıyla “ofis mutfağında anlatılacak anlar” üreten bir makine gibi çalışıyor. Harita ya da mod fark etmiyor; Battlefield 6’da girilen her maç, en iyi anlamıyla mutlak bir kaos. Dakikalar ilerledikçe araçlar paramparça oluyor, binalar moloz yığınına dönüyor. Her şeyi tek başına yapmaya kalkan yalnız kurtlar büyük ihtimalle aradığını bulamıyor; ama timiyle yan yana durup hedeflere planlı şekilde yüklenen oyuncular, emeklerinin karşılığını fazlasıyla alıyor.
Battlefield 6’da oyuncular, her biri net rollere sahip dört sınıftan birini seçiyor. Assault, adından da anlaşılacağı üzere saf hücum gücünü temsil eden klasik bir saldırı sınıfı. Recon, keskin nişancıların evi. Engineer’lar araçları onarıp savaşın seyrini perde arkasından değiştirebiliyor. Support sınıfı ise yere düşen takım arkadaşlarını neredeyse anında ayağa kaldırabiliyor ki, bazı anlarda bu özellik tek başına maç kazandıracak kadar etkili olabiliyor. Toplulukta hâlâ “kapalı silah sistemi mi, açık silah sistemi mi?” tartışması sürüyor. Kapalı sistem, her sınıfı belirli silahlara mahkûm ederken; açık sistem, oyunculara sınıflarını diledikleri gibi özelleştirme özgürlüğü tanıyor. Açık konuşayım, şahsen iki yaklaşım da beni rahatsız etmedi. Ancak kapalı silah sistemini tercih eden oyuncuların, oynanabilir oynatma listeleri konusunda biraz daha sınırlı seçeneklerle karşılaşacağı da ortada.
Oyuncular Portal üzerinden kendi maçlarını oluşturup arayabiliyor elbette, fakat Battlefield 6 kitlesinin büyük kısmı muhtemelen ana menüdeki standart çok oyunculu listelerden birini seçecek. Bu listelerin, topluluk geri bildirimlerine ve EA’in uygun gördüğü zamanlara göre değişeceğini tahmin etmek zor değil. Ancak oyunu çıkış öncesinde deneyimlediğim süre boyunca, kapalı silah sistemine sahip yalnızca tek bir liste vardı ve o da Conquest ile Escalation modlarıyla sınırlıydı. Bu durum Battlefield’ın kemik kitlesinin canını sıkabilir; bu gayet anlaşılır. Yine de dürüst olmak gerekirse, bu tercih benim oyundan aldığım keyfi zerre kadar baltalamadı.
Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Battlefield 6, son yıllarda bir askerî nişancı oyununun çok oyunculu modunda yaşadığım en saf eğlenceyi sundu. Dört sınıfın da sahaya koyduğu bir şey var ve her biri kendi içinde son derece keyifli. Kimi zaman hedef noktasında takıma ikinci bir şans tanıyan kritik bir canlandırma yapıyorsunuz, kimi zamansa haritanın öbür ucundan tok bir sniper atışıyla rakibi yere seriyorsunuz. Oyun; devasa haritalar, araçlar ve onların getirdiği curcuna sevenler için de; “ayağım yere bassın, yakın mesafe çatışma istiyorum” diyenler için de yeterince seçenek sunuyor. Oyunun çıkışından sonra, daha fazla oyuncu sahaya indiğinde bazı denge problemleri elbette ortaya çıkabilir. Ama ben oyundan ayrılırken haritalar, modlar ya da performans konusunda tek bir ciddi şikâyetle bile kalkmadım masadan. Eski usul Call of Duty ve Battlefield oyunlarıyla büyümüş biri olarak Battlefield 6, bu deneyimin 2025 yılına yakışan ideal hâli gibi hissettirdi.
Battlefield 2042 kadar hatalı, sorunlu bir oyunla karşılaşmaktan endişe edenler derin bir nefes alabilir. Arada sırada tuhaflıklarla karşılaştım; örneğin altı olmayan bir ağaç ya da duvara doğru anlamsızca koşan bir bot gibi. Ama genel tabloya baktığımızda Battlefield 6 son derece cilalı, teknik açıdan şaşırtıcı derecede temiz bir deneyim sunuyor. Çıkış gününde sunucuların kusursuz çalışacağına dair kimseye söz veremem, fakat benim yaşadığım deneyim fazlasıyla akıcıydı.
Battlefield 6’nın haritaları adeta foto-gerçekçi savaş alanları. Yıkılabilirlik seviyesi öyle yüksek ki, hiçbir an “bak bunu bilerek koymuşlar” hissi vermiyor. Patlamalar çeneleri düşürüyor, silah kullanımı tok ve ağırlıklı; attığınız her kurşunun bir anlamı var. Hareket sistemi ne aşırı hızlı ne de hantal; Battlefield Studios burada tam kararında bir denge yakalamış. İlerleme sistemi hem XP’ye hem de görev bazlı meydan okumalara bağlı, bu da maç kaybetseniz bile sürekli yeni bir şeyler kazanıyormuş hissi yaratıyor. Ama işin güzel tarafı şu: Bu sağlam ilerleme sistemi olmasa bile Battlefield 6’nın çok oyunculu modu yine de heyecan verici olurdu. Açılan ödüller bir teşvik unsuru, evet, ama oyunu oynatan ana motor kesinlikle eğlencenin kendisi.
Asıl mesele şu ki, oyundan bu kadar keyif almama rağmen arkadaşlarımla birlikte oynama şansım bile olmadı. Bu bile Battlefield Studios’un Battlefield 6’nın temel oynanışını ne kadar iyi kotardığının ciddi bir kanıtı. Çok oyunculu modda geçirdiğim süre boyunca sayısız komik ve akılda kalıcı ana tanıklık ettim. Bir keresinde gaz ocağının patlamasıyla havaya uçtum; başka bir anda bir takım arkadaşım beni canlandırdı, birlikte sokağa fırladık ve saniyeler içinde düşman tankının altında krep gibi ezildik. Battlefield 6’nın çok oyunculu modunu oynamak için sabırsızlanıyorum ve görünen o ki, uzun bir süre boyunca günlük oyun rutinimin değişmez bir parçası olacak. Ne yazık ki, aynı heyecanı hikâye modunda hissettiğimi söylemem zor.
Kampanya
Battlefield 6’nın tek oyunculu hikâye modunu en iyi özetleyen ifade şu olurdu: Battlefield aromalı bir Call of Duty. Dokuz görevden oluşan bu senaryo, oyuncuyu elinden tutup son derece yönlendirmeli ve doğrusal bir deneyimin içine sokuyor. Göz alıcı sinematik sahneler eşliğinde düşman askerlerini biçiyor, farklı hedefleri bir bir tamamlıyorsunuz; ancak tüm bunlar, akılda kalıcılığı pek olmayan, klişe karakterlerle ve zaman zaman yüz buruşturan, ucuz repliklerle dolu bir hikâyenin içinde gerçekleşiyor. Yine de Battlefield ruhunu hatırlatan bazı dokunuşlar yok değil. Takım arkadaşlarınıza komut verebilmeniz ve çevresel yıkımın oynanışın bir parçası hâline getirilmesi, bu hikâye modunu Call of Duty benzerlerinden ayıran temel unsurlar arasında. Özellikle yıkılabilirlik sistemi; hem etkileyici sinematik anlar yaratmakta hem de duvarları havaya uçurup yeni yan saldırı rotaları açmak gibi tamamen oynanışa hizmet eden akıllıca kullanımlarla kendini gösteriyor.
Battlefield 6’nın hikâye görevlerinin büyük bölümü aksiyon dolu. Ortada gerçekten “yeni” diyebileceğimiz bir fikir olmasa da, an be an oynanış yeterince eğlenceli. Dokuz görevlik bu kampanya oldukça kısa; her görev ortalama yarım saat sürüyor ve ne tadını kaçıracak kadar uzuyor ne de gereksiz tekrarlarla oyuncuyu yoruyor. Evet, Battlefield 6’nın hikâye modu rakiplerinden fazlasıyla esinlenmiş, hatta yer yer kopya hissi veren bir yapıda. Ama buna rağmen son derece şık görünen, teknik açıdan güçlü bir FPS deneyimi sunuyor ve asıl parladığı yer olan çok oyunculu modda karşımıza çıkacak mekaniklerin güzel bir vitrini olmayı başarıyor. Bir kez oynayıp kenara koymalık bir deneyim; yanlış anlaşılmasın, oyunu satın almanızın asıl sebebi kesinlikle çok oyunculu tarafı.
Battlefield 6 ile birlikte Portal modu da geri dönüyor. Portal, oyunculara kendi oyun deneyimlerini yaratıp başkalarıyla paylaşabilecekleri araçlar sunuyor. Ben oyunu denediğim süre boyunca Portal’ı test etme şansı bulamadım; ama zaten bu modun gerçek potansiyeline ulaşması için topluluğun eline geçmesi şart. Ortaya neler çıkacağını görmek için şimdiden heyecanlanıyorum.
Çıkış günü itibarıyla Battlefield 6, türün meraklılarına sayısız saat eğlence sunabilecek, dolu dolu bir FPS paketi olarak karşımızda duruyor. Tek oyunculu hikâye bazı yönleriyle hayal kırıklığı yaratabilir, ama görevini yapıyor; çok oyunculu mod ise kelimenin tam anlamıyla coşuyor. Battlefield 6, sadece ilk gün sunduklarıyla bile rahatlıkla tavsiye edilebilecek bir oyun. Üstelik iş bununla da bitmiyor. EA, çıkış sonrası içerik desteği konusunda oldukça agresif bir plan hazırlamış durumda; yeni haritalar, yeni modlar ve hatta bir battle royale deneyimi çok da uzak olmayan bir gelecekte oyuna eklenecek. Battlefield 6, neredeyse on yıldır bir Battlefield oyununda yaşadığım en saf eğlenceyi sundu. Bundan sonra nereye evrileceğini görmek için sabırsızlanıyorum.